English Home Türk malı mı ?

Guzay

Global Mod
Global Mod
English Home Türk Malı mı? Etiketin Peşinde Küçük Bir Ev Macerası

Geçen gün ev için havlu bakarken kendimi hiç beklemediğim bir soru sorarken buldum: “English Home Türk malı mı?”

Normalde havlu alırken insanın aklına gelen sorular bellidir: Yumuşak mı, çamaşır makinesinde küçülür mü, rengi üç yıkamada “ben artık griyim” diye istifa eder mi? Fakat iş bir anda markanın kökenine gelince konu bambaşka bir boyut kazanıyor.

Üstelik “English Home” adı da insanı ister istemez düşündürüyor. Markanın adı İngilizce, ev tekstili satıyor, mağaza dekorasyonu İngiliz tarzını çağrıştırabiliyor. Peki gerçekten İngiliz mi? Yoksa isminde İngiltere havası taşıyan ama kökleri Türkiye'ye uzanan bir marka mı?

Kısa cevap şu: English Home, Türkiye kökenli bir ev tekstili ve yaşam ürünleri markasıdır. Marka 2009 yılında Türkiye'de kurulmuş ve zaman içinde Türkiye'nin yanı sıra farklı ülkelerde de faaliyet göstermeye başlamıştır. Dolayısıyla yalnızca marka adına bakıp “İngiliz markası” sonucuna varmak doğru değildir.

Ama burada küçük bir ayrıntı var: “Türk markası” ile “Türkiye'de üretilen ürün” aynı şey değildir.

Asıl ilginç kısım da burada başlıyor.

English Home Gerçekten Türk Markası mı?

English Home'un kökeni Türkiye'ye dayanıyor. Marka, özellikle ev tekstili, dekorasyon, mutfak ürünleri, banyo ürünleri ve yaşam alanlarına yönelik çeşitli ürünlerle Türkiye'de geniş bir tüketici kitlesine ulaştı.

Markanın İngilizce ismi ise zaman zaman tüketicide doğal olarak bir kafa karışıklığı oluşturuyor. “English Home” ifadesi kulağa İngiliz bir şirketten ziyade İngiliz tarzını çağrıştıran bir marka adı gibi geliyor.

Burada marka adı ile şirketin menşei arasındaki farkı hatırlamak gerekiyor.

Bir markanın adının İngilizce olması onu İngiliz yapmaz. Aynı şekilde üzerinde Fransızca bir ifade bulunan bir ürünün Fransa'da üretilmiş olması da şart değildir. Günümüzde markalar küresel pazarlama dili kullanabiliyor. İngilizce isimler, özellikle ev dekorasyonu ve yaşam tarzı sektöründe, “klasik”, “zarif”, “modern” veya “uluslararası” algısı oluşturmak için tercih edilebiliyor.

Yani English Home örneğinde isim biraz “Beni İngiliz sanmayın, sadece evinizin dekorasyonu biraz Londra havası alsın” diyor gibi düşünülebilir.

Peki Ürünlerin Hepsi Türkiye'de mi Üretiliyor?

İşte burada “Türk malı mı?” sorusunun ikinci ve daha teknik kısmına geliyoruz.

Bir markanın Türk olması, o markanın sattığı bütün ürünlerin Türkiye'de üretildiği anlamına gelmez.

Büyük perakende markalarının ürün tedarik zincirleri oldukça geniş olabilir. Ev tekstilinden cam ürünlerine, seramikten plastik mutfak gereçlerine kadar farklı ürün grupları farklı üreticilerden ve farklı ülkelerden temin edilebilir.

Bu nedenle English Home için “Türk markasıdır” demek ile “bütün ürünleri Türkiye'de üretilmektedir” demek arasında ciddi bir fark vardır.

En güvenilir yöntem ürünün üzerindeki “Made in…”, “Menşei” veya üretim bilgilerini kontrol etmektir.

Örneğin mağazada bir nevresim takımı gördünüz ve “Bu Türk malı mı?” diye merak ettiniz. Markanın Türk kökenli olması size ürünün üretim ülkesini kesin olarak söylemez. Etiketteki üretim bilgisine bakmanız gerekir.

Bu aslında bütün markalar için geçerli.

Bir markanın merkezi İstanbul'da olabilir, tasarımı Türkiye'de yapılabilir, kumaşı başka bir ülkeden gelebilir ve ürün farklı bir ülkedeki fabrikada dikilebilir.

Küresel ticaret biraz böyle çalışıyor. Ürün pasaportunda bazen sizden daha fazla damga bulunabiliyor.

“Türk Markası” ile “Türk Malı” Neden Aynı Şey Değil?

Bu ayrımı yapmak tüketici açısından son derece önemli.

Türk markası: Markanın kökeninin, sahipliğinin veya ticari yapılanmasının Türkiye ile bağlantılı olması anlamına gelebilir.

Türk malı: Belirli ürünün üretim/mensei bakımından Türkiye ile ilişkili olduğunu ifade eder.

Dolayısıyla English Home için “Türk markası” demek doğru bir çerçevedir; ancak mağazadaki her ürün için otomatik olarak “Türkiye'de üretilmiştir” sonucuna ulaşmak doğru değildir.

Bu ayrım özellikle yerli üretime destek vermek isteyen tüketiciler için önemli.

Çünkü “Ben Türk markalarından alışveriş yapmak istiyorum” diyen biriyle “Ben yalnızca Türkiye'de üretilen ürünleri satın almak istiyorum” diyen kişinin kriteri aynı değildir.

İki tüketici de yerli ekonomiyi desteklemek istiyor olabilir ama aradıkları şey farklıdır.

Erkeklerin Stratejisi: Etiketi Bul, Soruyu Bitir

Bir forum klasiği üzerinden gidelim.

Diyelim ki Mehmet, English Home mağazasına giriyor. Bir havlu görüyor. Telefonunu çıkarıyor, ürünü çeviriyor, etiketin üzerindeki üretim bilgisini arıyor.

Mehmet'in zihnindeki algoritma muhtemelen şöyle:

“Marka Türk mü? Evet.

Ürün nerede üretilmiş? Etikete bak.

Kalitesi nasıl? Kumaşa dokun.

Fiyatı uygun mu? Karşılaştır.

Tamam, al.”

Görev tamamlandı.

Ama burada Mehmet'i “bütün erkekler böyledir” diye sınıflandırmak elbette doğru olmaz. Aynı mağazada Elif de olabilir ve o da son derece stratejik davranabilir.

Örneğin Elif ürünün menşeini kontrol ettikten sonra yorumları okur, kumaş içeriğini araştırır, yıkama talimatlarına bakar ve fiyatın benzer ürünlerle karşılaştırmasını yapar.

Yani çözüm odaklı davranışın cinsiyeti yok.

Bununla birlikte bazı alışverişlerde insanların farklı önceliklerle hareket ettiğini görmek ilginç. Kimi tüketici “Nerede üretilmiş?” sorusuna odaklanırken kimi “Bunu anneme hediye etsem sever mi?” diye düşünüyor.

İkinci soru daha az rasyonel değildir.

Sadece rasyonelliğin içine duygusal değeri de dahil eder.

Kadınların Empatik Yaklaşımı: Ürün Değil, Ev Deneyimi

Bir başka örnek düşünelim.

Ayşe, English Home'da bir kahve fincanı seti görüyor. Yanındaki arkadaşı Zeynep'e dönüp “Bunu alırsam annem bayılır” diyor.
 
Üst